Türkiye’nin Demokrasiyi Korumak İçin Yeni Bir Anayasaya İhtiyacı Var

Türkiye’nin Demokrasiyi Korumak İçin Yeni Bir Anayasaya İhtiyacı Var

506
0
PAYLAŞ
fethullah-gulen

Fethullah Gülen, yönetimdeki küçük bir grup ülkeyi tehdit altında tutuyor dedi.

Güven ve istikrar bir ülkenin gelişimi ve dünyanın o ülkeyi nasıl algıladığı hususunda önemli faktörlerdir.  Yasalara karşı saygılı olan sorumlu ve demokratik bir hükümete de doğal olarak güven duyulur. Türkiye nice zahmet çekerek bu güveni kurmuştu. Son zamanlara kadar dinine bağlı bir Müslüman liderle demokratik bir şekilde yönetilirken bir yandan da ilerleyebilen bir ülke olarak görülüyordu.

Artık görülmüyor. Hükümetin yönetim kadrosundaki küçük bir grup bütün ülkenin ilerleyişini tehdit altında tutuyor. Türk halkının büyük bir kısmının desteği, AB’ye girme fırsatıyla beraber harcanıp gidiyor. Türk hükümeti adalet bakanına hâkim ve savcıları atama ve kontrol etme gücü veren, internet özgürlüğünü engelleyen yasası ve istihbarat servisine diktatörlük rejimi lehine yetki veren yasa tasarısı gibi hareketleriyle hem AB ülkelerinden hem de diğer Batılı ülkelerden ağır eleştiriler aldı.

Birçok darbe ve siyasi bozukluktan sonra iktidarda bulunan AK Parti’nin ordunun iç politikaya müdahalesini sonlandırması gerekliydi. Bu amaçla AK Parti’nin yaptığı demokratik reform girişimleri AB ülkeleri tarafından takdir edildi ve 2010’daki anayasal referandumla Türklerin çoğunluğunun da desteklediği kanıtlandı.

Ancak bir zamanlar ordunun keyfini sürdüğü siyasi güç şimdilerde yönetimin egemenliğiyle yer değiştirdi. Önceki yılların başarılarının üzerine kara bir gölge düştü: kendi görüşleri için ayrılan bazı Türk vatandaşlar, siyasi çıkarlar için devlet memurlarının sürekli başka yerlere atanması, medyaya yapılan eşi benzeri görülmemiş baskı, yargı ve sivil halk…

Türk hükümetinin yurtiçindeki güveni yeniden inşa etmesi ve yurtdışında yeniden saygı görmesinin tek yolu evrensel insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne bağlı kalması ve sorumlu bir yönetimin olması.

Bu bağlılık, halk tarafından hazırlanacak yeni ve demokratik bir anayasa içermeli. Demokrasi, hükümetin İslami ilkeleriyle çatışmamalı. Aslında İslam’ın yaşamın korunması ve dinsel özgürlük gibi ahlaki amaçları halkın yönetime karıştığı demokrasiye en iyi hizmeti vermektedir.

Ayrıca can çekişen bir ülkenin dokusunu oluşturan bazı değerleri de kucaklamamız gerek. Bu değerlerden bir tanesi dini, kültürel, sosyal ve politik bütün farklılıklara karşı saygılı olmak. Bu tabi ki de inançlarımızdan ödün vermek anlamına gelmez. Tam tersine rengini ve inancını düşünmeksizin her insanı Allah’ın yarattığı değerli bir varlık olarak kabul etmek Allah’ın bütün insanlara verdiği özgür iradeye saygının bir göstergesidir.

Fikir ve düşünce özgürlüğü demokrasinin ayrılmaz parçasıdır. Türkiye’nin medya özgürlüğü ve şeffaflık konularındaki zayıf anlayışı hayal kırıklığı yaratıyor. Olgun insan eleştiriyi hoş karşılar. Çünkü düzgün bir şekilde yapıldığında eleştiri gelişmemize yardımcı olur. Ancak gereksiz gerginlikten kaçınmak için bireyleri değil saptırılmış düşünceleri ve hareketleri eleştirmeliyiz.

Din adına siyasi güç arayan indirgeyici görüş İslam ruhuyla çelişmektedir. Din ve siyaset karıştırıldığında, genellikle din olmak üzere ikisi de zarar görür. Türk toplumunun her bir parçası yönetimde temsil edilme hakkına sahiptir. Ancak Türk devleti uzun bir süredir vatandaşlara ve kamu görevlilerine karşı görüşleri yüzünden ayrımcılık yapıyor. Demokrasi insanları işkence korkusu olmaksızın kişisel görüşlerini açığa vurmaları için cesaretlendirir.

1970lerden beri toplumun her kesiminden insanın geldiği Hizmet hareketi eğitim kurumları, yardım organizasyonları ve diğer sivil toplum projeleriyle herkese eşit fırsatı vermek için çalıştı. Asıl motivasyon içseldir. Çünkü insanlar başkalarının mutluluklarıyla mutlu olmak istiyorlar.

Hizmet hareketine katılanlar – ben de kendimi onlardan biri olarak düşünüyorum – siyasi oyuncular değillerdir ve gücün verdiği imtiyazlara karşı hiçbir ilgileri yoktur. Bu duruma insani yardım, eğitim ve diyaloglar için siyasi varlılarının yanı sıra kişisel ve finansal icraatları kanıttır.

Vatandaşları oy kullanmaya teşvik etmenin yanında, hiçbir zaman bir partiye ya da bir adaya ne destek verdim ne de karşı çıktım. Gelecekte de böyle yapmayı düşünüyorum. Türk insanlarının bilgeliğine güveniyorum ve demokrasiyi koruyarak milletin çıkarlarını siyasi partilerin üzerinde tutacaklarına inanıyorum. Son 15 yılımı Türkiye’de olanlara bakmaksızın inzivaya çekilerek geçirdim. Böyle yapmaya da devam etmek istiyorum. Türkiye’nin şu sıralar çektiği sıkıntıları, demokrasiyi, özgürlüğü ve hukukun üstünlüğünü ilerletmek amacıyla fırsat olarak görmesi için dua ediyorum. İnanıyorum ki kararlılığımızı demokratik ilkelere yansıtarak güveni ve istikrarı yeniden kurup, bölgeye ve dünyaya ilham kaynağı olan Türkiye’yi yeniden canlandırabiliriz.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK